Rüyada tabanca görmek, gam, hüzün, keder ve fena söz ile tâbir olunur.

Rüyada elindeki tabanca ile birine kurşun attığını görmek, o kimseye iftira etmeye işarettir.

Rüyada boş tabanca ile birine nişan aldığını görmek de yine iftira ile tâbir edilir ve o kişi halkı rahatsız eder.

Rüyada tabanca görmek beklemediğiniz bir yerden haber alacağınıza, tabanca ile birini öldürmeye kalkmak öldürmeye çalıştığınız kimseye kırıcı söz söyleyeceğinize, rüyada birisinin sizi tabanca ile öldürmeye çalışması ancak vuramaması düşmanınıza galip geleceğinize işaret eder.
Rüyada tabanca güçlü ve saygı duyulan biri olmak demektir.

Elinde tabanca olan kimse, yaşamında yüksek makamlara yükselir.

Rüyada tabanca kullanmak, bir iftiraya uğrayacağınıza yorumlanır. Tabanca satın almak, birilerinin sizin dedikodunuzu yapacağını belirtir. Tabanca temizlemek, bir işe başlayacağınıza yorumlanır. Tabanca ile ateş etmek, hırslı ve birine işarettir. Tabanca ile vurulmak, karşı cinsten birine kuvvetli bir şekilde aşık olduğuna yorumlanır.

Bakınız; Silah.

Rüyada tabanca kullandığını görmek iftira tehlikesine, satın almak bir dedikoduya maruz kalmaya, temizlediğini görmekse yeni bir işe delalettir.

Rüyada tabanca ile belli bir hedefe ateş etmek, ihtirasa; tabanca ile vurulmak, karşı cinsten birine kuvvetli bir şekilde aşık olduğuna işarettir.

Rüyada tabanca güçlü ve saygı duyulan biri olmak demektir.

Elinde tabanca olan kimse, yaşamında yüksek makamlara yükselir.

Rüyada tabanca kullanmak, bir iftiraya uğrayacağınıza yorumlanır. Tabanca satın almak, birilerinin sizin dedikodunuzu yapacağını belirtir. Tabanca temizlemek, bir işe başlayacağınıza yorumlanır. Tabanca ile ateş etmek, hırslı ve birine işarettir. Tabanca ile vurulmak, karşı cinsten birine kuvvetli bir şekilde aşık olduğuna yorumlanır. Uğursuzluğun habercisidir.

Eğer tabancayla ateş ettiğinizi gördüyseniz, birtakım kararlar almadan önce çok iyi düşünmeniz gerektiğinin işaretidir. Güç, kuvvet, nufüz olarak yorumlanır.

Rüyada tabanca görmek, fena söz, hüzün ve kederle yorumlanır.

Rüyada elinde tabanca fakat bununla ates etmediğini gören, kötü sözlerle herkesi kiracak mevkide iken, bunu yapmaktan çekinir.

Elindeki tabanca ile birine ates ettiğini gören, o kimseye iftirada bulunur.

Bos tabanca ile birine nisan aldiğini gören, iftira atarak herkesi korkutur. Tabancasinin bozuldugunu veya kirildiğini görmek, iftira ederek halki korkutmak ister fakat bunu basaramaz.

Bir baska rivayete görede: Rüyada tabanca görmek, düsmanla tabir edilir. Tabancasini atesliğini görenin düsmani ile münakasa yapmasina işarettir.

Rüyada belinde veya yaninda bir tabanca görmek hiç ummadigi biri tarafindan bir zarara ugratilacağına; tabanca ile bir kimseye veya bir hedefe ates ettiğini görmek, eğer kursun hedefe degmisse, verdigi zararin büyük olduğuna, kursun iska geçmis ise bu zarardan çok fazla etkilenmediğine delalet eder.

Rüyada tabanca görmek, güç, kuvvet, nüfuz olarak yorumlanır.

Elinde tabanca olan kimse, hayatta çok ilerler.

Ateş edende büyük başarı sağlar.

Rüyada tabanca kullandığını görmek iftira tehlikesine, satın almak bir dedikoduya maruz kalmaya, temizlediğini görmekse yeni bir ise delalettir.

Rüyada tabanca ile belli bir hedefe ateş etmek, ihtirasa; tabanca ile vurulmak, karşı cinsten birine kuvvetli bir şekilde aşık olduğuna işarettir.



Tabanca | Dream Meanings

Bu Rüyanın Anahtar Kelimeleri: Tabanca


Meşhurların Rüya Tabirleri

 

EVLİYA ÇELEBİ

Hikmet-i Hûda, seyahat ile bir çok yerleri görmeye sebep olan ben hakir ve fakir, daima kusuru çok olan seyyah, insan oğlunun kölesi siyasız evliya Derviş oğlu Mehmet Zilli daima Allah'dan yardım isteyip, Fürka-ı Kerim suresi ve Yüce Kur'an' inayetleri bereketleri ile bütün gönlümle Cenab-ı Hak' dan duada bulunarak, doğum yerimiz olan İstanbul' da evimde, yuvarlak yastığıma uyumak için yaslanmıştım. 1040 senesi Muharrem ayının Aşure gecesinde (20 Ağustos 1630), ya uyku halinde iken, gördüm ki: Yetmiş iskelesi yakınında Ahi Çelebi Camii -ki helal para ile inşa olunmuş olup, duası kabul olan eski bir camidir. Uykumda kendimi o camide gördüm. Derhal l iminin kapısı açıldı. Nurlu caminin içi baştan başa silahlı ^sker ve nurlu cemaat ile dolu idi. Sabah namazının sünnetini kıldıktan sonra salavat-ı şerife okumaya başladılar. Ben hakir ise minber dibinde oturuyordum. Bu nur yüzlü cemaati hayranlıkla seyrediyordum. Hemen yanımda oturan cana bakıp: "- Sultanım! Sizler kimlerdensiniz? İsminizi Lütfediniz" dedim. Onlar "- Aşere-i Mübeşşere'den kemankeş­lerin piri Sa'd İbn Ebi Vakkas' ım" deyince, hemen mübarek ellerini öptüm. "-Ey sultanım! Bu sağ tarafta nura bürünmüş sevimli cemaat kimlerdir? " dedim. "- Onlar bütün peygam­berlerin ruhlarıdır. Geri safhadakiler evliyaların ve asfıyanm ruhlarıdır. Bunlar da sahabe-i kiram'ın, muhacirinin, ensar, sufe ehli ve Kerbela şehidlerindendir. Mihrabın sağmdakiler Hazret-i Ebu Bekir ve Hazret-i Ömer' dir. Mihrabın solundak- iler Hazret-i Osman ve Hazret-i Ali' dir. Mihrabın önündeki Hazret-i Veysel Karani'dir. Camiinin solunda, duvar dibindeki siyah örtülü kimse senin pirin Hazret-i Peygamber'in müezzi­ni Bilal - Habeşi' dir. Bu ayakta duran, cemaat saf saf süzene koyan kısa boylu adam Amr-i Ayyar' dır. İşte bu kızıl renkli elbiseler giyip sancakla gelen askerler Hazret-i Hamza ve bütün şehidlerin ruhlarıdır. " diye cami içinde bulunan bütün cemaati birer birer bana anlattı. Onların hangisine baktıysam ellerimi göğsüme koyup iyice baktım ve baktıkça can buldum. "Ey sultanım! Bu cemaatin bu camide toplanmalarının sebebi nedir?" diye sordum. Bana: "- Azak taraflarında İslam askerlerinden Tatar askerleri sıkıntıya düşmüşlerdir. Hazret-i Peygamber' in himayesinde olanlar İstanbul' a gelip, buradan Tatar Hanı'na yardıma gideriz. Şimdi Hazret-i Risalet dahi İmam-ı Hasan, İmam-ı Hüseyin, on iki imam ve bizden başka aşere-i mübeşşere ile gelecekler. Sabah namazının sünneti kılı­nacak. Sonra sana "kamet getir" diye işaret buyururlar. Sende yüksek sesle kamet getir. Selamdan sonra Ayete'l Kürsi'yi oku. Bilal (Sübhanallah) desin. Sen (Elhamdülillah), Bilal (Allahu Ekber) desin, sen (Amin, amin) de. Sonra bütün cemaat hep birden tevhid ederiz. Sonra sen (Ve salli ala cemiü'l enbiya-i ve'l mürsalin ve'l hamdülillahi mübarek Rabü'l-alemin) deyip kalk. Hemen, mihrabda, Hazreti Peygamber otururken elini öp. (Şefaat ya Resülallah) de. Yardım rivaet. " diyerek, Sa'd İbni Ebi Vakkas, yanımda oturup bana öğretti. Onu gördüm ki, camii kapısından bir nur-u mübin parladı. Camii içi nur dolu iken, nur üstüne nur oldu. Bütün sahabe-i kiram, nebi'ler ve evliyaların ruhları ayakta hazır durdular. Saadetle Hazret-i Peygamber, yeşil sancağı dibinde, yüzünde örtüsü ile, elinde asası ve belinde kılıcı ile, sağında İmam-ı Hasan ve solunda İmam-ı Hüseyin olduğu halde göründü. Mübarek sağ ayak­larını (Bismillah) diyerek cami içine koydu. Mübarek yüzün­den örtüsünü açtı ve: "-Esselamü aleyke ya ümmeti" diye selam verdiler. Bütün camide bulunanlar hep bir ağızdan "-Ve aleykümü's-selam Ya Resülallah ve Ya Seyyide'l-ümen" diye selam aldılar. Hazret-i Peygamber, hemen mihraba geçip, sabah namazının iki rekat sünnetini kıldılar. Bana bir korku ve vücuduma titreme geldi. Hazret-i Peygamberin bütün görünüşüne baktım. Hilye-i Hakani'de anlatıldığı şekilde idi. Yüzündeki örtü al şal idi. Mübarek sarığı on iki kolanlı ve beyaz şaş idi. Hırka-i şerifleri sarıya yakın deve yünündendi. Boynunda sarı renkli sof şalı vardı. Mübarek ayaklarına renkli çizmeler giymişti. Mübarek başlarındaki sarığı üzerinde bir misvak sokulmuştu. Selam verdikten sonra, bana bakıp sağ ile dizine vurup: "Kamet Getir" dediler. Ben hemen sa'd İbni Ebi Vakkas'ın öğrettiği gibi segah makamında kamet getirip tekbir ettim. Hazret-i Peygamber de segah makamında hazin bir sesle Fatiha-i Şerifi ve arkasından (Ve Vehebna) asr-i şerifini okudu. Böylece bütün cemaate imamlık etti. Selam verdikten sonra ben (Ayete'l -Kürsi)' yi okudum. Sonra Bilal ile sırayla müezzinlik yaptık. Duadan sonra bir sultani tevhid oldu ki, Allah aşkı ile kendimden geçip güya uykudan uyanır gibi oldum. Uykumu kısacası, Sa'd İbn-i EbiVakkas'm öğretmesiyle görevi tamamladım. Hazret-i Peygamber, mihrab' da yanık bir sesle uzzal makaımda bir Yasin-i şerif üç İza Cae suresi ve Muvazzeteyn süresini tamamen okudu. Bilal Fatiha dedi. Hazret-i Peygamber mihrabda ayak üzere dururken, sa'd İbni Ebi Vakkas hazretleri beni elimden tutup Hazret-i Peygamberlerin huzuruna götürdü. Hz. Peygambere "sadık aşıkın, müştak ümmetin Ebliya kulun, şefaatini riva eder" dedi. Bana da : "Mübarek ellerini öp!" dedi. Ben o an ağlamaklı oldum. Hz. Peygamberin mübarek ellerine müs- tahça dudaklarımı kondurdum. Onun görünüşünden (Şefaat ya Resulallah !) diyeceğime, hemen (Seyahat Ya Resulallah) demişim. Hz. Peygamber hemen tebessüm edip (Şefaati, seya­hat ve ziyareti sıhhat ve selametle kolay eyle Ya Rabbi) diye­rek (Fatiha dediler. Bütün sahabe-i kiram Fatiha yı okudular. Ben bütün orada bulunanların mübarek ellerini öperek, hayır dualarını alıp giderdim. Kiminin mübarek eli mis gibi, kiminin anber, kiminin menekşe ve kiminin karanfil gibi kokuyordu. Amma bilhassa Hz. Peygamber' in kokusu zağferen ve kırmızı gül gibi kokuyordu. Sağ elini öptüğümde sanki pamuk gibi kemiksiz bir et idi. Bu şekilde bütün cemaatin ellerini öptüm. Hz. Peygamber, sonra yine Fatiha dedi. Bütün eshab-ı güzin yüksek sesle Sebü'l-mesani'yi okudular. Hz peygamber- mihrabdan "-Esselamu aleyküm ey kardeşler!" deyip camiden çıkıp gittiler. Hemen Sa'd hazretleri belinden ok mulifazasını çıkarıp benim belime kuşattı ve tekbir getirip: "-Yürü ok ve yay ile gaza eyle. Allah'ın muafazasmda ve emanetinde ol. Sana müjdeler olsun ki, bu toplulukta ne kadar ruhlar ile görüşüp mübarek ellerini öptünse, onların hepsini ziyaret etmen nasib olup, dünyayı gezer ve insanlar içinde tek olursun. Ama, gezip gördüğün elkeleri, kaleleri, beldeleri, nedir eserleri, her ülkenin güzel işlerini, yiyecek ve içeceklerini, toprakların eylem ve boylam derecelerini yazıp, güzel bir eser meydana getir ve ahiret oğlum ol. Hak yolunu elden bırakma. Gönül huzursuzluğundan uzak ol. Ekmek öğren ve tuz hakkını gözet. Sadık dost ol. Yaramazlarla yar olma. İyilerden iyilik. " diyerek nasihatte bulundu ve anından öpüp; Ahi Çelebi Camii'nden çıkıp gittiler. Ben şaşkın bir halde rahat uykudan uyandım. "Acaba, bu benim halim midir, yoksa olan bir şey midir, yoksa güzel bir rüyam mıdır?" düşünerek, içime bir rahatlık gelip, gönlüme neşe doldu. Sonra sabahleyin temiz bir abdest alıp, sabah namazını kıldım. İstanbul'dan Kasımpaşa tarafına geçtim. Rüya tabircisi İbrahim Efendiye gittim. Rüyamı tabir ettirdim. Bana " Cihanı süsleyen bir dünya gezip dolaşan bir seyyah olup, işin iyi bir sonuçla tamama erip, Hz. Peygamber' in şefaati ile cennete girersin" diyerek müjde verip (El- Fatiha) dedi. Oradan Kasımpaşa Mevlevihanesi Şeyhi Abdullah dede' ye gittim. Ellerini öpüp rüyamı ona da tabir ettirdim. Bana "On iki imamın ellerinden öpmüşsün, dünya da himmet sahibi olursun. Aşere-i Mübaşerenin ellerinden öpmüşsün cennete girersin. Dört halifenin ellerinden öpmüşsün, dünya da bütün padişahların şerefli sohbetlerine katılıp, sevdikleri kimselerden olursun. Madem ki Hazret-i Peygamber'in temiz yüzlerini görüp mübarek ellerini öpüp, hayır duasını almışsın, iki cihanda da saadette erersin. "- Yürü, işin rast gele. El Fatiha" diyerek hayırlı duada bulundu.

YAVUZ SULTAN SELİM

Bir gece yatağımda uyuyakalmışım. Sabah namazını kıldıktan sonra hizmetlerine koştum. - Bu gece görünmedin, ne işteydin? diye sordular. Birkaç gecedir uykusuz kaldığım için, bu gece gaflete geldiğimi ve hizmetlerinden mahrum olduğumu özürle beyan ettim. - Şimdi, ne düş gördünc-e beyan eyle, buyurdular. - Arza kabil bir düş görmedim, diye cevap verdim. Tekrar buyurdular ki: - Bu ne sözdür? Bir geceyi tama­men uyku ile geçiresin de bir vakıa görmeyesin. Herhalde gör­müştür. Başka vadide biraz konuştuktan sonra tekrar bana dönerek: -Abes söyleme. Herhalde bu gece bir vakıa görüşmüştür. Söyle gizleme! dedi. Her ne kadar düşündümse de görmüş olabileceğim bir şey aklıma gelmedi. İşe yarar bir şey görmediğime yemin ettim. Sultan, mübarek başlarını sal­layarak hayret gösterdiler. Ben de "Sebebi ne olabilir?" diye hayret ettim. Hemen sonra Kapuağası'nm dairesine bir iş için beni gönderdiler. Oraya vardığımda gördüm ki Hazinerdar başı Mehmet Ağa, Kilercibaşı, Saray ağası ve Kapuağası Hasan Ağa adetleri üzerine otururlar. Ama kapuağası Hasan Ağa düşünceli ve şaşkın bir vaziyette başını öne eğmiş, gözleri yaşlı olarak oturuyordu. Bu zat esasında, sessiz hallerine ben­zemiyordu. Bir kimsenin vefat etmiş olduğunu zannettim. - Ağa hazretleri kalbinüz gamlı, çeşmiııüz yaşlı görünür. Sebebi ne ola? dediğimde, - Hayır bir şey yok, diye gizlemesi üzerine Hazinedarbaşı: - Kardeş, Ağa'ya bu gece bir vakıa olmuş da o uykunun sarhoşluğundadır., dedi. Bunun üzerine: - Allah için haber verin, padişahımız elbette vakıa görmüşsündür, söyle diye bu bende şerini aciz ettiler. Herhalde zorlama asılsız değildir. İyi armağandır anlatınız dedim. Rüyayı nakletmesi için bayağı sıkıştırdık. Ağa utanma hissi ağır basan bir şahıs olduğundan anlatmaktan kaçındı ve: - Benim gibi yüzü kara günahkarın ne rüyası olur ki padişahın huzurunda anlatmaya değsin, kerem edin bana bu teklifte bulunmayın, dedi. Biz sıkıştırmaya, o da vazgeçirmek için yalvarmaya devam etti. Nihayet Mehmet Ağa: - Nice söylemezsün, bize anlattığmada buna memur olduğunu naklet­tim. Gizlenmesi ihanet olmaz mı? deyince, Ağa sırrının mührünü açıp anlattı. - Bu gece rüyamda gördüm ki, eşiğinde oturduğumuz bu kapıyı hızlı hızlı çaldılar. "Ne haber var" diye ileri baktım, vardım; kapu, dışarısı göriincek fakat bir adam sığınmayacak kadar az açılmış. Taşlık, talesanlı (ucu sarkıtılmış sarıklı) nurani kimselerle dolu, elleri bayraklı ve silahlı mükemmel şahıslar. Kapının dibinde, elleri sancaklı dört nurani kimse durur. Kapıyı vuranın elinde Padişah' m Aksancağı var. Bana dedi ki: - Bilir misiniz niye gelmişiz? Ben de: - Buyurun, dedim. Dedim ki: - Bu gördüğün kimseler Resulullah (s. a. v. )ın ashabıdır. Bizi Hazıct-ı kesuluiian Selim Han' a selam etti ve buyurdu ki: Kalkıp gelsün ki Haremeyn hizmeti ona buyruldu. Gördüğün dört kişiden, bu Ebu Bekr-i Sıddıyk, bu Ömerü'l Faruk, bu Osman-ı Zi'n- Nureyn' dir. Seninle konuşan ben ise, Ali bin Ebi Talib' im. Var, Selim Han' a söyle dedi ve nazarımdan galip oldular. Ben dehşetle kendimden geçip tere batmış ve sabaha kadar baygın yatıp kalmışım. Oğlanlar, teheccüd zamanında mütad üzere kalkmadığımı hastalığa yormuşlar ve sabah namazı vakti geçe­ceği zaman gelip beni uyarmak için yapmışlar, görmüşler ki suya düşmüş gibi ıslak yatarım. Elbise değiştirmek için yenilerini getirip o aralık, beni uyandırmışlar. Aklım başıma gelince, acele ile kalkıp namaza yetiştim. Ama tamamen sükuna eremedim. Ağa bunları anlatırken ağlıyordu. Padişahın buyurduğu hizmet nakledi, derhal huzurlarına gittiğimde, o hizmeti sual etmeyip tekrar yeni rüyadan bahis açarak: - Şu senin bu gece sabaha dak uyuyup bir vaka görmediğin bana tuhaf gelir. Hemen şöyle hayvan gibi yatıp uyudun mu? Dedim ki: -Padişahım, vakıayı bu Hasan kulunuz (Hasan Can) görmediyse bir Hasan kulunuz (Kapıağası Hasan Ağa) görmüş. Emriniz olursa arz edeyim. Buyurdular ki: - Söyle görelim. . . Ben de hadisenin tamamını naklettim. Ben anlattıkça mübarek çehreleri kızarmaya başladı ve mübarek gözlerine yaş geldi. Bitirince buyurdularki: - Derd -mendin safa' yı meşrebi (Zavallının tıynetinde safiyet) var­mış, sen onu bize medhettikçe "Bir kimseyi ibadet eder görürsün hemen veli sanırsın" diye seni alaya alırdık, boşuna medhetmezmişsin... Ve devamla: - Biz sana demezmiyiz ki, biz bir tarafa memur olmadan (emir verilmeden) hareket etmemişizdir. Atalarımız vilayedden behre-mendler idi (velilikden nasip sahibiydiler), kerametleri vardır. İçlerinde biz onlara benzemedik ... diyerek kendilerini küçük göstermeye çalıştılar. Arap Seferi hazırlıklarına başladılar...

ABRAHAM LINKOLN

Amerika'nın eski cumhurbaşkanlarından Abraham Lincoln, 1865 yılının 14 Nisan gecesi, gördüğü garip bir rüya ile sıçrayarak uyandı. Rüyanın verdiği sıkıntıdan şırıl sıklam teri emişti. Kalktı çamaşır değiştirdi. Bir süre kitap okudu. Tekrar uzandığında, sanki aynı rüya kendisini yatağın içinde bekliyormuş gibi rahatsızlık duydu. Tekrar uykuya dalabilme- si bir kaç saatini aldı. Sabah olduğunda rüyasını eşine ve yakınlarına anlattı. Hatta o gün kabine toplantısında bile bahs­etmek lüzumunu hissetti. Rüyasında, beyaz sarayın hizmetkar­ları telaşla koşup geliyorlar ve cumhurbaşkanının öldüğünü kendisine haber veriyorlardı. Abraham Lincoln'ün yakınları bunu hayra yorarak ömrünün uzayacağını söylediler. Aynı günün akşamı Lincoln ve karısı dostlarıyla birlikte tiyatroya gittiler. Kötü rüya Lincoln'ü manen sarsmıştı. Bir ön seziyle olacak hadiseleri hissediyormuşçasma konuşuyor, yakınlarını teskin edici telkinlerine rağmen ruhunu saran karanlıktan sıyrılamıyordu. Temsilin heyecanlı bir sahnesinde Lincln'ün oturduğu loca kapısı, yavaşça aralandı sahneden akseden ışık­la elindeki tabancası parlayan genç bir adam; içeridekilerin hareketlerine fırsat vermeden kurşunları boşalttı. Amerikanın 16. cumhurbaşkanı, beynine dolan kurşunlarla koltuğuna can­sız yığılıverdi. Henüz gördüğü rüyanın üzerinden yirmi dört saat bile geçmemişti. Böylece, rüyanın gelecekten haber veren işareti ile bir ülkenin devlet başkanı tarihe karışmış oluyordu.

ŞAİR NABİ

Şair Nabi, zamanın paşalarından birinin iltifatına mahzar olur ve beraberce hacca giderler. O devirlerde hacca deve ile gidilir. Develerin sırtına yüklenen mahmil ismi verilen, iki kişinin rahatça yolculuk edebileceği bir semer vardır. Nabi ile Paşa da böyle bir deve de yolculuk ederler. Nihayet bir seher vaktinde Medine topraklarına girerler. Nabi, Peygamberin kabrini ziyaret edeceğim diye heyecanlanır, mahmilin öbür tarafında ise Paşa yatmış uyuyor. Bu durum Nabi' yi mütessir eder. "İki cihan güneşinin bulunduğu topraklara geldik. Biraz sonra Medine şehrine gireceğiz. Böyle yatmak hiç münasip olur mu?" diye düşünür ve bu heyecanla dudaklarından şu mıs­ralar dökülür. Sakın terk-i edebten kuy-ı mahbub-ı lıudadır bu Nazargahı ilahidir, makamı Mustafa' dır bu. . . Nabi farkında olmayarak bu mısraları birkaç kere tekrarlar. Her tekrar edişte sesi biraz yükselir. Ve nihayet öbür tarafta uyumakta olan Padişah uyanır. - Nabi ne oldu, ne söylüyorsun, der. Nabi de:
  • Efendim, Peygamberimizin kabr-i sadetlerinin bulunduğu Medine şehrine geldik de, bazı şeyler hatırladım, bunları söyledim. Paşa da Nabi' nin heyecanına katılır. Abdest alıp yay olarak Medine sokaklarında Ravza-i Mutahhara'ya doğru yürürler. Bu esnada kulaklarına bir ses gelir. Durup dinlerler. Gelen ses Mescid-i Nebevi'nin minarelerinden yükseliyor. Sesi dikkatle dinleyince, biraz evvel Nabi' nin söylediği mısralarm müezzin tarafından okunduğu anlaşılır. İyice duygulanırlar. Paşa Nabi"ye şöyle seslenir. - Nabi bu hal nedir? Nabi de:
  • Bilmiyorum, der. Her ikisi de sükût ederler ve beraberce minarenin kapısına girerler. Müezzin minareden inmesini bek­lerler. Müezzin inince: - O söylediklerin ne idi, onları ne için söyledin, sebebi nedir, diye sorarlar. Fakat müezzin bir türlü söylemez. Ne kadar ısrar ederse de, "Söylemem, kafamı kes­seniz de söylemem!" deyince: - Ama, der Nabi, Bunları biraz önce ben söyledim. Sana kim söyledi. Bu sefer müezzinin tavrı ve şekli değişir heyecanla: - Senin ismin Nabi mi? der. Evet cevabını alınca müezzin Nabi'nin ellerine, Nabi de müzezzinin boynuna sarılır. Bu dehşetli manzarayı seyreden Paşa, dayana­mayıp: - Nereden bildin bunun isminin Nabi olduğunu, Allah aşkına söyle, der. Müezzin rüyasını anlatır. - Efendim, akşam abdestli olarak yatmıştım. Biraz evvel Peygamberimizi rüyam­da gördüm. Ya müezzin kalk yatma. Benim aşıklarımdan biri benim kabrimi ziyarete geliyor. Şu cümlerle minareden onu istikbal et, dedi. Ben de hemen kalktım. Abdest aldım. Peygamberimizin iltifatına mazhar olan aşık kimdir diye düşünerek minareye koştum.
...

Rüyalar ve Yorumları

Rüyada tabanca görmek, gam, hüzün, keder ve fena söz ile tâbir olunur.

Rüyada elindeki tabanca ile birine kurşun attığını görmek, o kimseye iftira etmeye işarettir.

Rüyada boş tabanca ile birine nişan aldığını görmek de yine iftira ile tâbir edilir ve o kişi halkı rahatsız eder.... Rüyalar ve Yorumları

Rüyaların Anlamı

Rüyada tabanca görmek beklemediğiniz bir yerden haber alacağınıza, tabanca ile birini öldürmeye kalkmak öldürmeye çalıştığınız kimseye kırıcı söz söyleyeceğinize, rüyada birisinin sizi tabanca ile öldürmeye çalışması ancak vuramaması düşmanınıza galip geleceğinize işaret eder.... Rüyaların Anlamı

Büyük Rüya Tabirleri Ansiklopedisi

Rüyada tabanca güçlü ve saygı duyulan biri olmak demektir.

Elinde tabanca olan kimse, yaşamında yüksek makamlara yükselir.

Rüyada tabanca kullanmak, bir iftiraya uğrayacağınıza yorumlanır. Tabanca satın almak, birilerinin sizin dedikodunuzu yapacağını belirtir. Tabanca temizlemek, bir işe başlayacağınıza yorumlanır. Tabanca ile ateş etmek, hırslı ve birine işarettir. Tabanca ile vurulmak, karşı cinsten birine kuvvetli bir şekilde aşık olduğuna yorumlanır. ... Büyük Rüya Tabirleri Ansiklopedisi

Rüyalar Kitabı

Bakınız; Silah.

Rüyada tabanca kullandığını görmek iftira tehlikesine, satın almak bir dedikoduya maruz kalmaya, temizlediğini görmekse yeni bir işe delalettir.

Rüyada tabanca ile belli bir hedefe ateş etmek, ihtirasa; tabanca ile vurulmak, karşı cinsten birine kuvvetli bir şekilde aşık olduğuna işarettir.

Rüyada tabanca güçlü ve saygı duyulan biri olmak demektir.

Elinde tabanca olan kimse, yaşamında yüksek makamlara yükselir.

Rüyada tabanca kullanmak, bir iftiraya uğrayacağınıza yorumlanır. Tabanca satın almak, birilerinin sizin dedikodunuzu yapacağını belirtir. Tabanca temizlemek, bir işe başlayacağınıza yorumlanır. Tabanca ile ateş etmek, hırslı ve birine işarettir. Tabanca ile vurulmak, karşı cinsten birine kuvvetli bir şekilde aşık olduğuna yorumlanır. Uğursuzluğun habercisidir.

Eğer tabancayla ateş ettiğinizi gördüyseniz, birtakım kararlar almadan önce çok iyi düşünmeniz gerektiğinin işaretidir. Güç, kuvvet, nufüz olarak yorumlanır.

Rüyada tabanca görmek, fena söz, hüzün ve kederle yorumlanır.

Rüyada elinde tabanca fakat bununla ates etmediğini gören, kötü sözlerle herkesi kiracak mevkide iken, bunu yapmaktan çekinir.

Elindeki tabanca ile birine ates ettiğini gören, o kimseye iftirada bulunur.

Bos tabanca ile birine nisan aldiğini gören, iftira atarak herkesi korkutur. Tabancasinin bozuldugunu veya kirildiğini görmek, iftira ederek halki korkutmak ister fakat bunu basaramaz.

Bir baska rivayete görede: Rüyada tabanca görmek, düsmanla tabir edilir. Tabancasini atesliğini görenin düsmani ile münakasa yapmasina işarettir.

Rüyada belinde veya yaninda bir tabanca görmek hiç ummadigi biri tarafindan bir zarara ugratilacağına; tabanca ile bir kimseye veya bir hedefe ates ettiğini görmek, eğer kursun hedefe degmisse, verdigi zararin büyük olduğuna, kursun iska geçmis ise bu zarardan çok fazla etkilenmediğine delalet eder.

Rüyada tabanca görmek, güç, kuvvet, nüfuz olarak yorumlanır.

Elinde tabanca olan kimse, hayatta çok ilerler.

Ateş edende büyük başarı sağlar.

Rüyada tabanca kullandığını görmek iftira tehlikesine, satın almak bir dedikoduya maruz kalmaya, temizlediğini görmekse yeni bir ise delalettir.

Rüyada tabanca ile belli bir hedefe ateş etmek, ihtirasa; tabanca ile vurulmak, karşı cinsten birine kuvvetli bir şekilde aşık olduğuna işarettir.... Rüyalar Kitabı

Rüya Tabirleri Ansiklopedisi

Bakınız; Silah.

Rüyada tüfek kullanmak, akraba ve dostluk arasında anlaşmazlık ve kavga çıkacağına, kötü haberlere işarettir. Rüyada tüfek kullanmak, akrabanız ya da iyi arkadaşlarınızla aranızda tartışmalar yaşayacağınıza ve kötü haberler alacağınıza yorumlanır. Tüfek, kavganın ve ayrılığın işaretidir.

Rüyada tüfek görmek, düsmanla tabir edilir. Tabancasini ateslediğini görenin düsmani ile münakasa yapmasina işarettir.Kavganın ve ayrılığın işaretidir.Kavganın ve ayrılığın işaretidir.... Rüya Tabirleri Ansiklopedisi

Rüya Tabirleri Sözlüğü

Rüyada bos tüfekle oynadiğini görmek, yolculuga, selamete ve faydaya yorumlanır. Tüfeğinin tetiğinin kirildiğini görmek, yolculugunu tamamlayamayacağına; bir rivayete göre yolculuktan zarar göreceğine; bir kimsenin kendisine bir tüfek verdiğini görmek, çocugu veya bir kardesinin dünyaya geleceğine delalet eder. Tüfeğinin kirildiğini görmek, serefinin yok olmasina işarettir. Sebebini bilmeden tüfeğinin bozuldugunu görmek, akrabasi yüzünden bir musibete ugrayacağına delildir. Tüfek ile kursun attiğini görene, büyükleri tarafindan dogru yola gelmesi için nasihat edilir. Tüfek ile kursun atip hedefe isabet ettiren, dogru konusur. hedefe isabet ettiremeyen yalan söyler. Yeni bir tüfek yaptiğini gören, bir kadınla evlenir ve ondan bir oglu olur.

Elindeki tüfegi doldurdugunu gören evlenir ve ömür boyu ayni esiyle yasar. Tüfeğini satarak parasini aldiğini gören, esini çok sever. Kendisine fisekleriyle birlikte bir tüfek verildiğini gören muradina erer. Güzel ve temiz bir tüfegi gören.

Allah'ın (C.C) emirlerini yerine getirir.

Rüyasında esine bir tüfek verdiğini görenin bir kızı olur. Tüfege mermi sürdügünü görmek, yolculuga işarettir. Kendisine mekanizmasi olmayan bir tüfek verildiğini gören, akrabasindan hayir görmez.

Bir kilif içinde tüfek görenin kansi hamile kalir.

Rüyada tüfeğinin kendi kendine patladiğini gören çok yasar. Kirilan tüfeğini tamir ettirdiğini görmek, kaybolan bir seyinin bulunacağına delalet eder.

Bazilarina göre; rüyada tüfek ve tabanca görmek, düsmanla tabir olunur.

Elinde bir tüfek ve tabanca gören,, düsmanina üstün gelmeye hazirlanmistir. Tüfegi veya tabancayi ates ettiğini gören, düsmani ile kavgaya baslar. Kendisine karsi tüfek veya tabanca atildiğini gören, düsman tarafindan saldiriya ugrar. Tüfek veya tabanca mermisi yakici sözlerdir.

Bunlardan birinin kendisine isabet ettiğini gören, düsman tarafindan muzir ve kötü bir söze ugrar. Gelen mermiden yaralandiğini gören, düsman tarafindan zarar görür. Kendi attigi kursunun karsisindakini vurdugunu gören, düsmanini zarara sokar.

Düsmanin attigi kursundan yaralanmadiğini görmek, düsmanin sözlerinden kendisine bir zarar gelmemege, kursun kendisine isabet eder de bir yara açmazsa, düsmaninin bir iftirasina ugrayacağına, ama bundan müteessir olmayacağına delalet eder.

Danyal aleyhisselama göre, tüfek kursunu, yerine ulasacak olan dogru söz, bir rivayete göre giybet (arkadan söylenecek sözler) ile tabir olunur.

Rüyasında birinin kendine karsi kursun attiğini gören, o kimseden bir haber alir.

Birine karsi kursun attiğini gören, o kisiye bir kimseyi gönderir.

Attigi kursun dogru gitmezse, gönderdigi adam da yerine ulasmaz.

Bir ava kursun attiğini gören, bir kimseye sebepsiz olarak darilir, sitem eder. Ibni Sirin'e göre, kursun atmak, elçi ve adam göndermekle tabir olunur.

Eğer attigi kursun dogru hedefine ulasirsa, gönderdigi kimse de yerine ulasir ve yapmak istedigi seyi yerine getirir.

Eğer attigi kursun hedefine ulasmazsa, elçi de yerine gitmez ve maksat da hasil olmaz.

Attigi kursunun bir kasabanin veya bir köyün ortasina düstügünü görenin o yerde emri ve sözü geçer.

Eğer kursun bir takim atlarin arasina düserse o yerde bir takim cahil kimselere söz dinletir. Kirmani'ye göre, bir kursun atarak nisan aldigi yere isabet ettiren muradina erisir.

Bir kursun atildiğini ve hedefi vuramadiğini gören yapmak istedigi iste basarili olamaz.

Bir çok kursun görmek, mal ile yorumlanır. Fisekliğini kursunla doldurdugun gören o yerde mal biriktirir.

Bir kadınin kursun görmesi kocasina ait olarak yorumlanır.

Bir savasta tüfek attiğini görmek, seref ve sana işarettir.... Rüya Tabirleri Sözlüğü

Rüyalar Kitabı

Cafer Sadık: Rüyada vurmanın altı tabiri vardır:

1-Şefaat

2-Mücadele

3-Çözülemez görülen bir işin çözülmesi

4-Yolculuk

5-Büyüklük

6-Haram mal

Kirmani: Sopayla vurulduğunuzu görmek; inançsız biri yüzünden sıkıntı yaşayacağınıza ve fakirleşeceğinize…

Kesekle vurulduğunuzu görmek; menfaat elde edeceğinize…

Kesekle sırtınızdan vurulduğunuzu görmek; birinden nasihat işiteceğinize…

Yumrukla vurulduğunuzu görmek; aldığınız darbenin şiddetince size vuran kimseden zorluk göreceğinize…

Tabancayla vurulduğunuzu görmek; birinden çirkin bir söz işiteceğinize ve saygınlığınızın azalacağına işarettir

Cabir Mağribi: Birinin size belirli bir amaçla vurduğunu görmek; gelir elde edeceğinize ve yeni elbiseler giyeceğinize…

Tanıdık birinin sopa veya kırbaçla size vurduğunu görmek; o kimseden kötülük göreceğinize işarettir

*İsmail Eş’as: Ölmüş birinin size vurduğunu görmek; bir yolculuktan menfaat elde edeceğinize veya kaybettiğiniz şeyleri tekrar elde edeceğinize…

Öldüğünüz halde etrafınızdaki insanların sizi vurduğunu görmek; din yolunda güç kazanacağınıza veya bazı tabircilere göre borcunuzun ödeneceğine…

Ölmüş birine vurduğunuzu ve onun bu duruma razı olduğunu görmek; ölen kimsenin ahiret hayatının iyi olduğuna işarettir.

... Rüyalar Kitabı

En Son Aranan Rüyalar

Iki kişi oldurme

Kel olduğumu gören hoca saçım çıksın diye okuyor

Fabrika otomobil

Beton kanepe

Beton oturak

Pis oda

ölünün vücudunda yara görmek

Kilit açmak kabenin yanında

Beton üzerinde namaza durmak

Beton üzerinde namaz safının düzgünlügene bakmak

Keçiboynuzu

Otel odası kiralamak

Oda kiralamak

Otel ücreti vermek

Cig tavuk eti

Rüyada yumruk yemek

Tekma atan biri

Krem rengli ayakkabi

Kirik fincan

Rüyada bir kadını kovalamak

Kadın penisimi ıstırıyor

Kar görmek

Tanımadığım bayan penisimi ısırıyor koparıyor

Kuş ve kuş tüyü görmek

Mahrem yerleri görmek

Kilolu kadin

Rüyamda gece kondu kötü tanımadığım bir evdeyim yanında sevdiğim bir akrabam var (ancak şimdi hatırlamıyorum)ve o evde çok kilolu kötü bir kadın hep uyuyor ama ben onun gerçekten uyuduguna inanmıyorum ve o evde hırsızlık gibi gayri meşru işler döndüğünü hissediyorum ve amcamın kızı telefonda bana o evde dikkatli ol diyor orda bir şeyler dönüyor diyor ve o evde gece yy atıyorum sabah uyandığımda içinde dolar da bulunan cüzdanımı bulamıyorum ve paniğe kapılıp neden cüzdanımı saklandım dikkatli olmadım diyerek cüzdanı telaşla arıyorum o kilolu uyuyan kadından şüpheleniyorum kadını uyandırmaya çalışıp ona sorucam kadıni bir türlü uandiramiyorum

Birinin vekalet vermesi

Maun suresi ni oku

Gökten iple balta vineyards

Kadını çok konuşması

Kopmuş kemer

Zeytin ağacı ekmek görmek

Abi görmek

Mısır öğüten değirmen

Rüyada karnımınşiş olduğunu gormek

Rüyada karnımın şiş olduğunu gormek

Otel ücret

Para ödemek

100

Araba fabrika

Kırmızı fil

Sarı yılan

Araba fabrikası

Ba

Kuzenin ölümü

Rüyada gül suyu dökmeķ

Yaşayan kişiyi kafası kesik şekilde ölmüş görmek

Sarı su terazisi

Benzin akraba baba yaralanma